Bowie

Hakkında uzun uzun yazabilecek kadar çok bilgiye sahip değilim ama Bowie, eskiden beri sevdiğim, ilginç bulduğum bir insandır. Müziğini de sıradışı ve deneysel bulurum ki ben deneyselliği severim. İnsanları ileriye götürüyor diye düşünüyorum deneysellik, zira, Bowie de her türlü müzik alanında fink atmış, böylece her tür ses plastikliğini bilen, bunları ustaca bir araya getirip compose eden birisi olarak Tıpkı Brian Eno gibi deneysel bir kompozitör. Ancak sadece o kadar da değil. Kıyafetleri, makyajı kısaca imgesi ile de sıradışıdır. Okumaya devam et “Bowie”

Knight Rider (Kara Şimşek)

Yıl 1980’ler. Tv’ler daha yeni renkli olmuş. Sadece TRT1 var. TRT bize ne verirse ona bayıldığımız dönemler. Kısaca Post-Dallas dönemi. (Dallas’ı biliyorum ama çok da hatırlamıyorum. Çok küçük olmamla ilgilidir herhalde o dönemde). Fenomen diziler var. Birisi de bize “Kara Şimşek” olarak adı uyarlanan (çevrilen değil), asıl adı Knight Rider (Şovalye Sürücü) olan dizi.

Okumaya devam et “Knight Rider (Kara Şimşek)”

Şişkolarla Sıskalar: Andre Mourois, Fritz Wegner

Şişkolarla sıskalar, ben küçükken elime geçmiş bir kitaptı. Sanıyorum Necla’nın (teyzem) kütüphanesinden çıkmıştı. Bu kitabı tesadüfen mi bulduğumu yoksa Necla mı bana vermişti hiç hatırlamıyorum. Ama kitap elime geçtikten sonra elimden düşmek bilmemişti. Hatta birkaç defa da okumuş olabilirim. Kitabın resimlemeleri de yine Sempé’nin Pıtırcık kitabındaki gibi sanat eseri mertebesinde idi. Çizeri Fritz Wegner. Ancak Wegner diye google’la aratınca karşımıza çok fazla sonuç çıkmaması ilginç bir durum.

Okumaya devam et “Şişkolarla Sıskalar: Andre Mourois, Fritz Wegner”